Bu yazımda ve bir sonraki yazımda bahsedeceğim iki hikaye farklı zamanlarda olsa da anafikir Mavi Saçlı Çinli Kız’ın gören gözlerinin büyüsü… Ben de başlıkları birleştirerek yazılarımı 1 ve 2 olarak yazmaya karar verdim. İlk olayımız diş hekiminde, diğeri ise havuzda geçiyor. Havuz hikayemizi bir sonraki yazım ‘Büyülü Gözler – 2’de yazacağım.

Geçen hafta dişlerimde problem olunca ilk kez Mavi Saçlı Çinli Kız’la birlikte diş hekimine gittik. Normalde mikrop kapmasın diye mecbur kalmadıkça hastane ortamlarına veya kalabalığa sokmak istemiyorum, ama öte yandan zaman geçtikte görüyorum ki onu, gündelik hayattaki sosyal ortamlara alıştırmayınca; hayatın akışında ve yaşam döngüsünde karşılaşacağı rutin olaylara, durumlara  karşı uyum sorunu yaşayabiliyor.  Bu nedenle ciddi stres yaşamama rağmen, son bir yıldır bu konuda kendimi daha rahat olmaya zorlayarak onunla birlikte her ortama katılmaya çalışıyorum.

Diş hekimine birlikte gideceğimizi ve onun da ben dişçi koltuğunda otururken kenarda beni sakin (!) bir şekilde beklemesi gerektiğini bir gün önceden uzun uzun anlattım. Dişçi tecrübesi olduğundan muayenehane ortamını biliyor. Dolayısıyla herşey planlandı, hatta neredeyse evde dramasını yapacak hale geldik 🙂

Yolda giderken, orada geçireceğimiz zamanı kafamda çok büyütmemeye çalıştım çünkü endişemi hissettiğini biliyorum ve malesef onun her konuda endişeli halinin biraz da benden kaynaklı olduğunu biliyorum. Çünkü, küçük bir bebekken, benim yaşadığım endişeleri o da  aynen derinden hissetti ve ben bunu çok sonra farkedebildim.  Çocuklara özellikle negatif duygularımızı hissettirmemeye çalışmak gerçekten zor ve  eminim ki herşeyi tüm çıplaklığıyla hissetikleri de kesinlikle doğru !

Diş hekiminin odasına alındığımızda, sanki onca konuşmayı boşuna yapmışız gibi anında kıpırtılar başladı ! Dişçi koltuğuna oturmak istedi, “Benim dişime dolgu yapılmasııııın!” benzeri konuşmalar başladı…Diş hekimi gelmeden içerdeki iki asistandan birisi olmasa gerçekten endişem daha da artacaktı ki bana hızır gibi yetişti sevgili Burcu Hanım 🙂 : “Sen ne kadar meraklısın, gel sana aletleri göstereyim, dolgu malzemesi sence nasıldır ? Göstereyim mi ? Hatta ufacık bir parça alalım, tırnağımıza gülen yüz yapalım, ışınla hafifçe donduralım, bak ben yapıyorum, aaaa ne güzel oldu, hadi sana da deneyelim..” şeklinde devam eden konuşmalar sonucunda derin bir “Oohhhh” çektim.

Sanırım çocuklara nasıl davranılması gerektiği içten gelen bir duygu ve bu değerli insanlarla karşılaştığım için hepsine minnettarım, aynen Burcu Hanım’a minnettar olduğum gibi. Burcu Hanım, Mavi Saçlı Çinli Kız’ın endişesini giderip, onun yerine malzemelerle merak uyandırdıktan sonra diş hekimi geldi ve kısa merhabalaşma sonrasında, ciddi bir şekilde işine başlamak üzereydi ki, bizimki : “Ben asistan olucam, sana yardım edicem” dedi. O da gayet ciddi ve resmi şekilde ” Ama sen küçüksün ve annenin dişlerini yapıncaya kadar sen şu sandalyede oturarak bekleyebilirsin” dedi. İçimden “Eyvah!” dedim. Çünkü bu söyleme tarzı hiç bizim Mavi Saçlı Çinli Kız’a göre değil, çünkü otorite konuşuyor ve o bunun farkında! Bir süre ortalıkta dolandı ses çıkartmadan, bir kaç kez daha “Ama ben asistan olmak istiyoruuuummm…” diye vızıltıyla karışık sesler geldi. Ortamı yokladı ama herkes meşgul olduğundan kendisini takan yoktu. Ağzım sonuna kadar açık ve  tam bir fırtına kopacağını düşünürken yandan bağırarak sesi geldi : “Aaaaaa şurda duran resimdeki kız aynen Burcu Abla’ya benziyor!”.

Herkes ciddiyetle işini yaparken bir anda üç kişinin kafası resme döndü ve özellikle işini yapan diş hekimi “Aaaa evett gerçekten de çok benziyor ! O resim çok uzun zamandır orada ama ilk defa bu benzerliği farkediyoruz … A a a Burcu, gerçekten sana çok benziyor, hay allahım nasıl görmedik biz ??? Ay sen ne kadar dikkatlisin ve de tatlısın öyle!” 🙂 dedi. Tabi o anda dişçi koltuğunda yattığımdan resmi göremedim, konuşamadım da ama birden o soğuk hava gitti ve yerine havada asılı gülümsemeler, sıcaklık ve ışık geldi sanki, bunu gerçekten hissettim. Ve içimden dedim ki : “Eveeettt,  Mavi Saçlı Çinli Kız yine bir yolunu buldu ve kendisini gösterdi.. Hem de diş hekimine! Alkış! ” 🙂

Sonrası çorap söküğü gibi geldi…Gülüşmeler, hadi gel sen asistan ol yaklaşımları ve gerçekten kızımın asistanlık yapması, benim dişlerimin iyileşmesine katkıda bulunması.. Neler yaptı neler; ağızdaki tükürüğü alan aleti tuttu, ışın aletini kullandı ve tüm bunları büyük bir sabır ve dikkatle yaptı, yaptıkça güveni arttı, ben burdayım ve herşeyi görüyorum dedi sanki 🙂 Hatta Burcu Hanım Mavi Saçlı Kızın büyülü gözlerini videoya çekti kendi gülen gözleriyle.

Kızım küçük bir diş hekimi oldu…Bu kareler hiç gözümün önünden gitmeyecek! Teşekkürler Burcu Hanım, teşekkürler sevgili Diş Hekimim bu fırsatı ona verdiğiniz için..Umarım herkesin her çocuğa yaklaşımı sizler kadar sıcak olur. Çünkü her çocuk özel ve farklı…Ve farklı olmak çok ama çok özel.

Son bir not : Ağzımdaki işlemler bittikten sonra tüm bu olanların beni rahatlatması sonrası resme bakmayı unuttuğumu, yolda eve dönerken farkettim 🙂