İnsanın sevdiği şeyi yapması ne güzel bir duygu, ben de Mavi Saçlı Çinli Kız’ı yazmayı seviyorum. Yeni bir yazımı da keyifle yazmaya başladığım için heyecanlıyım. Geçen yazının devamı olmasa da iki yaşantımız da benzer olduğundan yazımın başlığını Büyülü Gözler – 2 koydum çünkü Mavi Saçlı Çinli Kız’ın gözleri büyülü gibi.. insanları ve olayları farklı görüyor. Bu kez de bu bakış açısıyla insanları güldürmeyi başardı, bana da bunu yazmak düştü 😊
Geçen Pazar günü bu yaz ilk kez havuza gittik. Aslında havuza girebilmek bizim için büyük olay…Mikrop kapmasın diye 4 yaşına kadar havuzun kenarından dahi geçmiyorduk, şu anda onu yüzme dersinde bekliyorum😊 Çok keyif alıyor yüzmekten ve umarım yüzme keyif alacağı bir spor olur hep, çünkü çocukların mutlaka küçükken başlayacağı ve severek yapacağı bir sporla uğraşmaları gerektiğini düşünüyorum. Babam da beni ve kardeşlerimi küçükken hep spor yapmaya teşvik etti, lisanslı masa tenisi oynadım, sonra yıllarca ailecek tenis oynadık; babam, annem, kardeşlerim haftasonlarımız küçük bir ilde yaşamamıza rağmen tenis kortlarında geçti. Ne mutlu bana! Oğlum da profesyonel bir tenisçi olma yolunda ilerliyor…
Havuza dönecek olursam; bu yaz ilk kez gittiğimiz havuzda bizimki nereye oturacağına karar veremedi önce, sonra güneşlenmekte olan ve tahminim 50 yaşlarında bir beyefendinin yanındaki şezlonga yerleşti. Ben bir an önce havuza girer diye tahmin ederken hemen beyefendiye sorumuz geldi : “Merhabaaaa, isminiz nedir? “. Cevap : “Benim adım Yusuf , senin ismin nedir?”. Bizimkinden cevap : “Tahmin et! “😳 Tabi yüzlerce isimden nasıl tahmin etsin adamcağız, gözler bana doğru çevrildi ☺️. İlk harf , son harf, sonra ortadaki harf falan gibi ipuçlarından sonra neyse ki isim bulundu! Ben hemen hızlıca duş almaya giderken beni beklemesini söyledim Mavi Saçlı Çinli Kız’a. Döndüğümde havuza girmek için merdivene yaklaşmış ve Yusuf Bey’e şöyle bağırıyordu : “Yusufçuuuuuukkkk bak nasıl atlıyorum havuza ?” 😳😂😂😂 .
Gerçekten ne yapacağımı bilemedim, gülsem mi yoksa ağlasam mı? Yine bizimki farklı bir gözle bakıp hafif de gülümseyerek Beyefendi’ye Yusufçuk ismini yapıştırmıştı! Acaba fazla samimi mi gördü onu yoksa geçenlerde bir kitapta görüp üzerine konuştuğumuz yusufçuk böceği mi aklıma geldi? Ama yaklaşık 2 dakikada samimi olamayacağına göre ikinci alternatif olabilir dedim içimden…( Bu tip durumlarda çok hızlı düşünüp hemen bir şey söylemek beni yoruyor ama aynı zamanda da geliştiriyor 😊). “Güzel kızım geçen konuşmuştuk ya Yusufçuk kanatlı bir çeşit böceeekkk” derken artık kendimi tutamadım kahkahaları patlattım. Yani bu durum kibarca ve de gülmeden, macera dolu Mavi Saçlı Çinli Kız’a nasıl anlatılabilirdi ki ?? Nerdeyse havuz kenarındaki 7-8 kişi de aynı anda kahkahalarla gülmeye başladı. Ondan gelen yanıt : “Ama yusufçuğa benziyoooorrr, üstelik uçabiliyor da, ben ona yusufçuk diycemm. Yusufçuuukkk bak ne dicem….” şeklinde başladı sohbete…
Yusuf Bey çok kibar ve sevecendi ve çocuk dostu bir beyefendi olarak gülümsedi ve olsun “O bana yusufçuk desin 😊” dedi. İçimden bir oohhh çektim! Güzel sohbet ettiler, havuzda nasıl yüzdüğünü gösterdi uzun uzun, olayı akışına bıraktım sonuç olarak… Ayrıca insanlarla anlamlı sohbet etmeye başlaması çok mutlu ediyor beni, bu sayede yaşça geç de kalmış olsak “Floor Time” terapisinin faydalarını görmüş oluyorum. Sabırlı olmak ve güzel sonuçları görebilmek gerçekten çok önemli benim için.
Büyülü gözler yine şaşırttı ve güldürdü beni, unutamayacağım bir hatırayı yazmama sebep oldu, ona ne kadar teşekkür etsem azdır😊😊❤️❤️



Bir cevap yazın
Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.