Tekrar uzun bir aradan sonra MERHABA ! Uzuuun bir pandemi dönemi atlattık, halen de atlatıyoruz, sanırım ben de ancak kendime geldim 🙂 Herkes gibi çokça şey yaşadık ama çok şükür hayat sağlıklı bir şekilde devam ediyor. Çoğumuz bu konudan sıkıldı bu nedenle ben son zamanlarda yaşadığım ve beni mutlu eden bir olayı yazayım istiyorum.
Yıllar sonra ilk kez bir çocuk doğum gününde iki saat aralıksız annelerle oturup sohbet edebildim ! Benim için inanılmaz bir olay bu, çünkü Mavi Saçlı Çinli Kız küçüklüğünden beri doğum günlerine gitmeyi sevmiyor ve ben de her seferinde davet aldığımızda strese giriyordum.
Çantasında bir sınıf arkadaşının davetiyesini buldum. Bana söyler mi diye bir kaç gün bekledim ama bir şey demedi. Aslında dememesi işime de geldi, ben de onu gitmemiz için ikna etmekten kurtulmuş olurum diye düşündüm 🙂 . Eskiden olsa hemen davetiyeyi gördüğümü ve gitmemiz gerektiğini söylerdim çünkü kendi isteklerime göre hareket ediyordum, sosyalleşmesi için önemliydi. Evet sosyalleşme önemliydi elbet ama zorla da bir faaliyet yaptırmak sonra beni çok zorluyordu. Yani herkese göre eğlenceli olabilen bu faaliyetler bizim için birer yıpratıcı sürece sebep oluyordu.
Bu sefer hiç bir şey demedim, çünkü zorla partiye götürüp, içeriye girmeden önce arabadan indirmek için dil döküp, sonra da kapıdan hediyeyi bırakıp çıkmak istemiyordum artık. Üstelik erken gitmeye çalışıp, çoğu zaman içeriye kadar girme zamanını hesaplayamayıp, geç de kalıyordum ! O kadar çok bunu yaşadım ki ve her seferinde de değişeceğini umarak…Şimdi anlıyorum ki, zaman bizim istediğimiz gibi çalışmıyor, onun istediği gibi ve onun özelinde çalışıyor, işliyor…
Doğum gününden bir gün önce doğum günü sahibi çocuğun annesi aradı ve gelip gelemeyeceğimizi sordu, hemen “evet/hayır” diyemedim, çünkü Mavi Saçlı Çinli Kız’a sormam gerekiyordu, bunu da yıllar sonra öğrendim tabi 🙂 . Anneye teşekkür edip, kızıma sorup, döneceğimi söyledim. Telefonu kapatır kapatmaz, yanına gidip: “Arkadaşının annesi doğum günü için aramış, gitmek ister misin?” dedim. “Evet gidelim, gitmezsek ayıp olur.” demesin mi? Öyle şaşırdım ki ! Hiç beklemediğim bir cevaptı, “Harika!” dedim sadece. İçimden ise neredeyse sevinçten takla atar gibiydim.
Ertesi gün, en güzel elbisesini kendisi giymek istedi, benim aldığım doğum günü hediyesini de alıp güzelce gittik. Halâ heyecanlıydım, acaba ne kadar kalacak, ne diyecek, sıkılacak mı ? Halâ kafamda onlarca düşüncenin olması, ne kadar bu konuyu dert ettiğimin göstergesi…
Bir doğum gününde onun için olabilecek her türlü sıkıntılı detay vardı. Mesela benim oturduğum yer alt kattaydı, o ise oyun abisi ve ablasıyla üst kattaydı. Yaklaşık 15 çocuk vardı ki, baya kalabalıktı ama en güzeli sınıf arkadaşlarının olmasıydı, dolayısıyla başka tanımadığı bir çocuk varsa da çok takılmadı. Çok yüksek ses ve gürültü vardı. Özellikle pasta kesilirkenki gürültü, müzik ve yüzlerce fotoğraf çekimini de belirtmek isterim 🙂 .
Veeee… Sonuç : Tam iki saat boyunca bunların hepsini tolere edebildi. İki saatin sonunda yanıma geldi ki o zaman doğum günü bitmişti, “hadi gidelim” dedi telaşla, anladım ki süremiz dolmuş! Gerçekten benim için tüm bunlar mükemmeldi. Hemen kendisine çok kısa arkaşadaşlarıma veda edip geleceğimi söyledim ve hızlıca herkese “Hoşçakalın, biz gidiyoruz” diyerek onu da alıp ayrıldım.
Bunları detaylı yazıyorum çünkü benim gibi başka anneler de benzer durumları yaşayabilirler. Yıllar içinde Mavi Saçlı Çinli Kız gibi çocukların nasıl değiştiğini ve bizlerin onların farklılıklarına nasıl saygı duymamız gerektiğini paylaşmak istedim. Yine ve yeniden bana bunu öğretti. Çook teşekkür ederim …
Not: Yazımı okuyup, beğenirseniz, faydalanabileceğini düşündüğünüz bir arkadaş, bir akraba veya tanıdığınız olursa ve paylaşırsanız çok sevinirim . Teşekkürler…



Bir cevap yazın
Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.